Hiponatremi plazma sodyum konsantrasyonunda ≤135 miliekivalan/litre (mEq/L) azalmadır. Solüte karşı nispeten su fazlası olduğunda görülür. Plazma sodyum konsantrasyonunun normal aralığı 135-145 mEq/L’dir.

Hiponatremi Epidemiyolojisi
Hiponatremi yaygın bir elektrolit bozukluğudur, özellikle hastanede yatan hastalar arasında sık görülür. Prevalansı yaşla birlikte artar.
Genelde, hastanede yatan hastaların %1 - %2,5’inde hiponatremi vardır, fakat yoğun bakım ünitelerinde bu oran %30’a kadar yükselir. İlk gelişte, toplum sağlığı merkezlerinde hiponatremi oranı %7,2 kadardır, hastanelerin acil servislerinde ise %28,2’dir.
Post-operatif düzende (yani, ameliyat sonrası) hastaların yaklaşık %1 - %4’ü hiponatremi yaşar. Bunların %20’si semptomatiktir.
Hiponatremi oranı çeşitli anahtar altta yatan durumlarda da değişir. Örneğin, ciddi kalp yetmezliği ile hastaneye gelen hastalar arasında hiponatremi tanısının %21-%22 olduğunu bildiren çalışmalar vardır. Bunlardan, %87’si taburcu sırasında kalıcı hiponatremi gösterir. İtalya ve İspanya’da yapılan çalışmalar karaciğer sirozu ile yatan hastalar arasında da hiponatremi tanısı alanların oranını %30 - %35 arasında bulmuştur.

Hiponatremi Sınıflandırması
Hiponatremi, su ve sodyum dengesindeki farklara bağlı olarak hipervolemik, övolemik veya hipovolemik şeklinde sınıflandırılabilir. Bu hiponatremi tiplerinin arasındaki ayırımı bilmek önemlidir, çünkü her biri farklı bir nedenle ilişkilidir.
Hipervolemik hiponatremi total vücut suyunda bir artış olunca vücuttaki sodyum miktarının seyrelmesi ve düşük sodyum düzeylerine neden olması ile görülür. Bu tip hiponatremi ödem varlığı ile karakterizedir. Hipervolemik hiponatreminin üç temel nedeni vardır: akut veya kronik kalp yetmezliği, karaciğer sirozu ve renal (böbrek) yetmezlik.
Övolemik hiponatremi normal veya normale yakın su düzeyleri ile vücutta düşük sodyum konsantrasyonları birleştiğinde görülür. Övolemik hiponatremi bir dizi kronik sağlık sorunu, bazı kanser tipleri veya özel ilaçlar nedeniyle olabilir.
Hipovolemik hiponatremi total vücut suyunda ve total sodyum konsantrasyonunda azalma anlamına gelmektedir. Bu durum sıcak ortamda sıvı alımına dikkat etmeden egzersiz yapıldığında görülebilir. Dayanıklılık egzersizlerinde ortaya çıkabilir. Hipovolemik hiponatreminin yaygın bir nedeni diüretik tedavisidir.

Hiponatreminin Bulgu ve Semptomları
Hiponatremi hastalarının çoğunluğu asemptomatik olmakla birlikte, çeşitli bulgu ve semptomlar gelişebilir.

Bulgu ve Semptomlar
Dezoryantasyon, letarji, baş ağrısı, kusma, huzursuzluk, nöbetler, koma, kalıcı beyin hasarı, ölüm. Semptom varlığı ve şiddeti hiponatremi derecesine ve gelişim hızına (yani, akut veya kronik) bağlıdır. Akut hiponatremi 48 saatten daha hızlı gelişir ve 48 saatten daha uzun sürede gelişen kronik hiponatremiden daha nadirdir. Kronik hiponatremide semptomlar genellikle plazma sodyum düzeyleri 125 mEq/L (125 mmol/L) altına düştüğünde görülür. Ancak, hiponatremi hızlı gelişirse (saatler içinde) plazma sodyum düzeyi 125 mEq/L üzerinde olsa bile semptomlar gelişebilir.1,3,19 130 mEq/L düzeylerde bile hastaların belli belirsiz yürüme ve dikkat bozukluğu gibi MSS bulguları gösterebileceği yönünde bazı kanıtlar vardır.
Kronik hiponatremi seyri süresince, beyin daha düşük sodyum düzeylerine uyum sağlayabilecek zamanı bulur. Benzer şekilde, sodyum düzeyleri yeniden arttığında beynin yeni duruma uyum sağlaması da 5-7 gün alır. Bunun tedavi için önemli anlamları vardır.

Hiponatremi için Tanı Testleri
Hastanın bulgu ve semptomlarını saptamak, gelişmelerinin süresini anlamak ve kalp yetmezliği gibi önemli hiponatremi nedenlerini dışlamak için klinik değerlendirmesini takiben, kesin tanı tamamen uygun şekilde kan örneği alınması ve serumda sodyum konsantrasyonunun ölçülmesine bağlıdır. Serum sodyum konsantrasyonlarının 135 mEq/L’ye eşit ya da altında olması hiponatremiyi gösterir.

Hiponatremi Tedavisi
Hiponatremi tedavisi hastanın hacim durumu ve altta yatan nedene göre değişir.
Hiponatremi için seçilen herhangi bir tedavi yöntemi, hastalığın fizyopatolojisini yani hücreleri nasıl etkilediğini dikkate almalıdır. Hücrelerin hem içindeki hem de dışındaki sıvının ozmolalitesi eşit olmalıdır; böylece, serum sodyum konsantrasyonu (hiponatremide olduğu gibi) düşük olduğu zaman, hücreler ya suyla şişerek ya da solütleri dışarı atarak yanıt verir. Şişme, kafatası sınırlarını geçemeyen beyin için özellikle önemlidir.
Birkaç saat içinde gelişen hiponatremi, beyinin adaptif yanıtı ortaya çıkmadan beyin ödemine neden olur. Bu nedenle, akut hiponatremi (süre < 48 saat) olan hastalarda tehlikeli nörolojik semptomlar görülebilir. Beyin fıtıklaşmasına bağlı ölüm riski vardır. Ancak, uyum sağlamak için yeterli zaman olduğunda, beyin hücrelerin aşırı şişmesine neden olmadan ozmolaliteyi restore edebilir. Böylece, hiponatreminin birkaç günde geliştiği kronik hiponatremi (süre ≥48 saat) olgularında semptomlar orta derecelidir ve beyin fıtığına bağlı ölüm riski hemen hemen hiç yoktur. Hiponatremi tedavisi hacim kategorisine yani, hipervolemik, övolemik, veya hipovolemik olmasına ve altta yatan nedene bağlıdır. Bazı olgularda, sıvı kısıtlaması hiponatreminin düzeltilmesi için yeterli olabilir. Diğer olgularda ise, vaptanlar veya diüretik ve intravenöz (IV) serum fizyolojik infüzyonu ile tedavi kullanılır. Eğer hiponatreminin altında yatan neden tanımlanırsa, tedavi esas olarak nedene yöneltilebilir.

© 2012-2017 Abdi İbrahim Otsuka İlaç Sanayi ve Tic A.Ş. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez.
Daha fazla bilgi için bir hekime veya eczacıya başvurunuz.
Sitemizin ürünlerimiz bölümü sağlık çalışanları içindir.
Soru, öneri ve taleplerinizi bize info@aio.com.tr posta adresi veya
(212) 366 84 00 numaralı telefon aracılığıyla iletebilirsiniz.
Sorumlu kişi: Medikal Müdür Müjgan Özen & Erkay Dumanlı