Depresyon ciddi kişisel, ailevi, sosyal ve toplumsal kayıplara yol açabilen, maliyeti çok yüksek olan; buna karşın doğru teşhis ve iyi tedavi ile tedavi başarısı yüksek psikiyatrik bir hastalıktır.

Çökkün duygudurum, ilgi ve istek kaybı önceden zevk veren etkinliklerden eskisi kadar zevk alamama ya da hiçbir konuya ilgi duyamama, enerji azlığı, halsizlik, hareketlilikte genel bir yavaşlama, dikkat, konsantrasyon ve bellek güçlükleri, kişinin kendisi ve çevresiyle ilgili olumsuz algılarının olması şeklinde ortaya çıkar.

Depresyonun neden olduğu kişişel ve toplumsal kayıplar çok büyüktür. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre depresyon en fazla yeti yitimine yol açan sorunların başında gelmektedir.1990 yılında ABD’de Depresyonun toplumsal maliyeti 43.7 milyar dolar olmuştur. Depresyonun neden olduğu işgücü kaybı soğuk algınlığına ve pnömoniye bağlı işgücü kaybına eşittir.

Yaşam boyu yaygınlığı, değişmekle birlikte yaklaşık %5-11’dir. Hayat boyu risk erkekler için % 3-12, kadınlar için % 10-26'dır yani kadınlarda görülme riski erkeklerin iki katıdır. Epidemiyolojik veriler herhangi bir yılda kadınların % 13'ü, erkeklerin % 8'inin depresyonda olduğunu göstermektedir. Başlangıç yaşı çoğunlukla 20-40 yaşlar arasındadadır Ailesinde depresyon olanlarda depresyon riski 1,5-3 kat daha yüksektir. Olumsuz yaşam olaylarıyla olası bir ilişkiden söz edilmektedir.

Depresyon için risk etkenleri nelerdir?

  • Madde ve alkol kötü kullanımı
  • Kaygı (anksiyete) bozuklukları
  • Kadın olmak
  • Erken ebeveyn kaybı
  • Düşük sosyoekonomik düzey
  • Ayrı yaşama, boşanmış olma
  • İşsizlik: İşsizlik depresyonda risk etkeni olması yanında işte verimliliği azalmasının önemli nedenlerindendir.
  • Daha önce depresyon geçirmiş olma
  • Yakın zamanda önemli yaşam olayları, stres etkenleri
  • Kişilik yapısı
  • Çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü
  • Bazı ilaçlar
  • Tıbbi hastalıklar
  • Hormonal değişiklikler.

Depresyon belirtileri nelerdir ve tanı nasıl konur?

Klinik depresyonun temel niteliği hoş olmayan duygudurum, ilgi ve zevk azlığı, umutsuzluk ve karamsarlıktır. Olgular derin bir üzüntü yaşarlar. Gelecekleri ve yaşadıkları ile ilgili olarak hep kötümser düşünürler. Hastada depresif duygudurum ile birlikte değişik etkinlik ve sorumluluklara karşı ilgi kaybı izlenir. Olağan etkinliklerden zevk alamaz. İş, özel zevkler, bireysel ilişkiler, cinsel aktivite de dahil olmak üzere hiçbir şeyden zevk alamazlar. Bazı olgularda önde gelen belirti bunaltı olabilir. Anksiyete (bunaltı, kaygı) düzeyi çok artabilir, ajitasyon (huzursuzluk) gösterebilirler. Genel olarak ilgileri azalır. Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları o kadar yoğun olabilir ki düştükleri bu durumdan hiçbir şekilde kurtulamayacaklarını düşünebilirler. Depresif hastalar basit günlük aktiviteleri bile yapmakta güçlük çekerler. İş, aile, para ve kendi sağlıkları ile aşırı biçimde kafaları meşgul olur. Enerji düzeyi azalır. Bazı olgularda önde gelen belirti somatik belirtiler olabilir. Tepkisel davranırlar.

Umutsuzluk, kötümserlik, benlik saygısında düşme ve suçluluk duyguları intihar düşünce ve eylemlerini uyarır. Sevilenle yeniden birleşme düşünceleri ortaya çıkabilir. Düşünce içeriğinde geçmiş olaylar önemli bir yer tutar. Yoğun anksiyete (bunaltı, kaygı) belirtilerinin depresyon olgularında intihar girişimleri için belirleyici bir etken olduğu ileri sürülmektedir. İntihar düşünceleri ve girişimleri depresyonun önemli belirtilerindendir.

Depresif olguların çoğunda duygudurum değişiklikleri ile birlikte iştah ve kilo kaybı bulunur.

Uyku bozukluğu depresyonun çok sık karşılaşılan bir belirtisidir. Dalgınlık, unutkanlık olabilir. Bazen ağır olgularda aklından geçenlerle dış dünyada olanlar birbirine karıştırılabilir.

Aşağıdakilerden 5 veya daha fazlasının iki haftalık süre içinde varlığı (en az bir semptomun (çökkün duygudurum veya ilgi ve istek kaybı olması gerekir) depresyon tanısı için gereklidir:

1. Çökkün duygudurum
2. İlgi ve istek kaybı
3. Belirgin kilo kayb veya artışı
4. Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku
5. Psikomotor ajitasyon ve retardasyon
6. Halsizlik ya da enerji azlığı
7. Değersizlik veya aşırı suçluluk hisleri
8. Yoğunlaşma zorluğu veya kararsızlık
9.Tekrarlayan ölüm düşünceleri

Depresyona bedensel belirtiler sıklıkla eşlik eder. Çarpıntı, nefes alamama hissi, başta sıkışma hissi, uyuşma ve karıncalanmalar, müphem ağrılar, konversif tarzda bayılmalar tabloya sıklıkla eşlik eder; hatta bunlar doktora geliş nedeni olabilir. Uyku ve iştahta azalma, düzensizlik veya artma depresyonun öncül belirtileri arasındadır.Gürültüye kalabalığa tahammülsüzlük, küçük þeylere öfkelenme, alınganlık, öfke patlamaları depresyonda sık görülür.

Depresyon ciddi hastalık belirtilerine ve yeti yitimine sebep olduğu gibi, intihar düşüncesi ve girişimine neden olarak ölümcül sonuçlar doğurabilir. Depresif bozukluğu olan hastaların intihar riski %20-%40’tır.

Depresyonun nedenleri nelerdir?

Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin etkileşimi ya da birleşimi sonucu depresyon gelişir.

Depresyonun biyolojik sebepleri nelerdir?

Serotonin, dopamin, noradrenalin ve benzeri kimyasallar beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimden sorumlu maddelerdir. İki sinir hücresinin birbiriyle bağlantı kurduğu hücreler arası sinaptik yarık denilen bölgede bu maddelerin dengesindeki bozulmanın, özellikle de serotonin azalmasının depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir. Beyin görüntüleme çalışmaları depresyondaki kişilerin duygu durum, düşünce, uyku, iştah ve davranışla ilgili beyin bölümlerinin depresyonu olmayan kişilerden farklı olduğunu göstermektedir. Ancak, bu görüntüler beyindeki değişikliklerin depresyonun sebebi mi yoksa sonucu mu olduğunu kesin olarak göstermemektedir.

Depresyonun seyri nasıldır?

Tedavi edilmemiş depresif dönemlerin süresi ortalama 6 aydır. Bununla birlikte yıllarca süren depresif dönemler olabilir. Iyi ve etkili bir tedaviyle depresyon tamamen iyileşir., Depresyon olgularının % 85 ya da daha fazlası bilinen olağan tedavi yöntemlerinden yararlanır.

% 5-10 kadar olguda ise iki yıldan fazla sürer. Tedavi ile bu süre birkaç hafta ile birkaç aya indirilebilmektedir. Tedaviye erken başlamak yanıt alma süresini kısaltır. %10-15 olgu ise süregen seyir gösterir. Başlama yaşı yönünden aynı aile bireyleri arasında ilişki vardır. Erken başlayanlarda yineleme olasılığı daha yüksektir. Stres etkenleri ile başlaması arasında bir ilişki olabilmekle birlikte bu zorunlu değildir. Depresyon yaşam boyu ataklar ve yinelemelerle sürer.

Depresyon tekrarlar mı?

Depresyon yineleyici bir hastalıktır. Atak sayısı arttıkça tekrarlama olasılığın artar.

İlk depresif ataktan sonra yeni bir atak geçirme olasılığı % 50-60 arasında iken bu oran 2. ataktan sonra % 70’e, 3. ataktan sonra % 90’a kadar çıkmaktadır. Yeni atakların engellenmesi ve var olan atağın iyileştirilmesi ancak tedaviyle mümkündür.

Depresyonda yineleme için risk etkenleri

  • Kalıntı belirtilerin varlığı
  • Daha önce depresyon geçirmiş olmak
  • Kronik depresyon
  • Duygudurum bozuklukları için aile öyküsü
  • Anksiyete ve madde kullanımı depresyonla birlikte görülmesi
  • Depresyonun 60 yaş üzerinde başlaması

Depresyon Tedavisi

Depresyon tedavisi için iyi bir hekim hasta ilişkisi şarttır. Depresyon tıbbi bir hastalıktır, bir karakter bozukluğu veya zayıflık değildir. İyileşme istisna değil, kuraldır.

Tedaviler etkilidir ve pekçok tedavi seçeneği vardır;

  • İlaç tedavileri,
  • Psikoterapiler,
  • Diğer tedavi yöntemleri (EKT, uyku yoksunluğıu tedavisi, ışık tedavisi vb…)

Tedavi yöntemini seçmeden önce hastanın genel durumunu, hastalığın şiddetini, intihar riskini değerlendirmek gerekir. Hasta yemiyor- içmiyorsa, ilaç kullanmayı reddediyorsa, intihar riski varsa, psikotik belirtiler eşlik ediyorsa uzmana veya hastaneye sevketmek gerekir.

Depresyon antidepresanlarla etkin bir şekilde tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Tedavi başarısı için önemli iki temel koşul depresyonu teşhis edebilmek ve ilaçları yeterli doz ve sürede kullanmaktır.

Antidepresan ilaçlar sıklıkla tedaviye başlandıktan sonraki 2 hafta içinde etki etmeye başlar ve sadecec hekim denetiminde, hekimin ayarladığı dozlara göre kullanılmalıdır. ¬Depresyon yineleme riski yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle klinik iyileşmeden sonra dozu azaltmadan tedaviyi en az 6 ay sürdürmek gerekir ve hekimin kararıyla tedaviyi kesmek gerekir.

Tedaviye rağmen belirtilerin bir kısmı devam edebilir. Farklı depresyon tiplerinde ilaç kullanım süresi de farklı olacaktır. Kişinin şimdiye kadar geçirdiği depresyon atağı sayısı da tedavi süresini etkileyebilir.

Eğer bir kişide depresyon sık sık tekrar ediyorsa ve ataklar şiddetli ise, ilaç tedavisi yıllar boyu da sürebilir. Kişinin ilk ya da ikincidepresyon epizodu ise, hastaneye yatma gerekecek kadar şiddetli bir tablo değil ise, intihar girişiminde bulunmamışsa, kronik stres faktörü yoksa, genellikle bir yıl kadar ilaç tedavisi alması yeterli olur.

Tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda antidepresan tedaviye antipsikotikler, hormonlar vs eklenerek belirtilerin üstesinden gelmek mümkün olabilir.

© 2012-2017 Abdi İbrahim Otsuka İlaç Sanayi ve Tic A.Ş. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez.
Daha fazla bilgi için bir hekime veya eczacıya başvurunuz.
Sitemizin ürünlerimiz bölümü sağlık çalışanları içindir.
Soru, öneri ve taleplerinizi bize info@aio.com.tr posta adresi veya
(212) 366 84 00 numaralı telefon aracılığıyla iletebilirsiniz.
Sorumlu kişi: Medikal Müdür Müjgan Özen & Erkay Dumanlı